Uzuncaburç

Helenizm kültürünün bir sonucu olarak ortaya çıkan bu antik yapı başlangıçta  olba territoriumu ‘nun ibadet yeri olarak kullanılmıştır. Romalılar zamanında imparator vespesianus döneminde olba ‘ dan ayrılmış diokaesar adıyla imparatorluktan yarı bagımsız özerk hatta kendi adina para basan bir kent konumuna gelmiştir. Antik isminin türkçe karşılığı tanrı kent olan bu yere türkler bizanslılardan sonra yerleşmiştir. Bu bölgeye şehrin sembolü olan helenistik kule ‘nin ismini verdiler . Böylece günümüz antik ismini alarak Uzuncaburç olarak kalmıştır. Bölgeye geldiğinizde o dönemin izlerini yaşar tarihin akışına geri dönersiniz.Yapılardan bir çoğu farklı sebeplerden dolayı tahrip olmuştur. Zeus tapınağının önünden gecen geçen sütünlu cadde tyche tapınağında son bulur. Büyük kısmı yıkılmış olan tören kapısının 5 sutunu ayaktadır . Millattan sonra 1. Yüzyılın sonuna  doğru yapılan bu yapılardan tören kapısı her biri 7 metre yükseklikte ve 1 metre genişliğindeki korinth eklemeli sütünlarıyla tüm ihtişamıyla sizi karşılar

İçeride bulunan zeus tapınağı mimari açıdan görülmeye değerdir . Bu tapınak daha sonra restore edilerek hristiyanlar tarafından kiliseye çevrilmiştir. Kalıntılara bakıldığında tahribatın büyüklüğünü hemen farkedersiniz. Çok sayıda eser ya kırılmış ya da tarihi eser kaçakçıları tarafından götürülmüştür. Sütunların içinde tüm heybetiyle duran zeus tapınağının yanı sıra burada bulunan tyche tapınağı da görülmeye değerdir . Sütunlu caddenin sonunda bulunan bu tapınak 6 metrelik sütunların üzerinde bulunan yazıttan tapınağı yapan kişilerin kentin soyluları olan oppiüs ve karısı kyria tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır . Bunun yanında zeus tapınağının kuzeyinde 2. Sütunlu yol üzerinde bulunan zafer kapısının ortasında bir büyük yanlarında da daha küçük olmak üzere iki tane kemerli girişi vardır . Buradaki yazıtta savaşların ve çekişmelerin yanında depremin de bu antik kentte ne kadar yıkıcı bir etkisi olduğu anlaşılmaktadır . Yazıta göre onarımını yapan kişilerin roma imparatoru arcadius ve honorius olduğu anlaşılmaktadır . Burada bulunan ve Eskiçağ uygarlıklarının vazgeçilmezlerinden olan antik tiyatroda görülen yazıtta imparator marcus aurelius ve lucius verusun burayı beraber yaptıkları anlaşılmaktadır . Buranın güney kısmında tepe üzerine bulunan helenistik yapının izlerini taşıyan anıt mezar  dor mimarisiyle bölgenin tek eseri sayılır. Yaklasık 15 metre uzunlığundaki mezar anıtının üstü piramit şeklindedir. Bu anıt mezarın kimlere ait olduğu konusunda farklı görüşler vardır . Bunlardan biri büyük iskender imparatorlupunun yıkılışından sonra bölgede kurulan selevkoslara ait olduğu bir diğer tez ise olba krallığının yöneticilerinden birine ait olduğudur .

Şehri çevreleyen helenistik kulenin kat kat yapısı değişmektedir . Yapı itibariyle yöneticilerin burada bulunduğu anlaşılmaktadır . Tehlike anında halkın buraya sığındığı ve şehrin hazinesinin burada muhafaza edildiği anlaşılmaktadır . Yazıtından buranın m.ö. 3. Yy ortalarında tarkyares tarafından yapıldığı ardından büyük bir yangına maruz kaldığı ve m.s. 3. Yy sonlarına doğru petronus faustinus’un emriyle tadilattan geçtiği anlaşılmaktadır . Şehrin uzuncaburç ismini de yapılan türk akınlarının sonucunda buradaki kuleden aldığı anlaşılmaktadır. Dönemin sikkelerinin üzerinde bu kulenin figürleri bulunmaktadır . Alanda bulunan kaya mezarları  ve farklı kültürlerin izlerini taşıyan yapılar görülmeye değerdir.