Pamukkale Hierapolis Antik Kenti

Pamukkale travertenlerin yanı başında tarihi yapısı mimari özellikleri tapınak ve dini yapılarıyla kutsal kent hierapolis …
Birçok kaynakta frigya kenti olarak kabul edilir. Tarihi yapısına ve kuruluş dönemine baktığımız zaman bu görüş genel olarak kabul görür.
Bu antik kent adını Bergama ‘nın miteolojik kurucusu sayılan Telephos’un eşinden yani amazon kraliçesi Hieradan alır. Bu antik yapı görmüş olduğu sürekli depremler yüzünden birçok kez tahrip olmuş ve yeniden restore edilmeye çalışılmıştır. Bu yıkıntılar sonucunda genel olarak helen izlerini kaybeden antik kent ,  yerini  roma medeniyeti izlerine bırakmaya  başlamıştır. Sürekli depremler rüzgarlar ve kalkerli yapı ve savaşlar nedeniyle asıl kent şu anki yapının üç dört metre kadar altında kalmıştır . Tarih olarak 3000 yıl öncesine dayandırılan bu yapıların araştırılmasında bazı zorluklarla karşılanılmaktadır. Tarihi yapının korunması , işin hassaslığı ve ekonomik destek azlığı yapıların kalan kısımlarının gün yüzüne çıkarımını zorlaştırmaktadır.
Belirlenen bazı yapılara bir göz atalim
Antik kentlerin olmazsa olmazlarından antik tiyatro yaklaşık olarak 10 bin kişiliktir. Tiyatroyu gözlemlediğimizde ilk basamaklarının bir hayli yüksek olduğunu farkettik bu da bu antik tiyatroda gladyatör dövüşlerinin yanı sıra yırtıcı hayvanların da dövüştürüldüğünü gösteriyor. Alanı incelediğimizde mezar alanlarını rahatlıkla görebilmekteyiz. Antik kentlerde bu alanlara ölü şehir anlamına gelen nekropol adı verilir. Bu nekropol alan kent içerisindeki en büyük mezar alanlarından biridir. Bu mezar alanlarının girişinde mezar sahibinin adı ve ailesiyle ilgili bilgiler de yer alır. Mezarların tahribini engellemek amacıyla da bazı yazılarla buralara zarar verenlerin lanetlenebileceği şeklinde yazıtlar bulunmuştur. Burdaki amaç birilerinin mezar içerisindeki eşyaları çalmak amacıyla mezarlara zarar vermesini engellemektir
Örnek bir yazı :
Mezarıma gelen hırsız , yatacak yatak gömülecek mezar bulamayasın
Evsiz yurtsuz kalasın
Tanrıların gazabı üzerine olsun …
Bu antik yerin en göze batan yerlerinden biri de içerisinde kaynar su olan bir diger adı cehennemagzı olan cin deliğidir. Bu görülesi yer genel olarak travertenlerin oluşumunda etkili olan minerallerin ve kalkerin yapısına benzemektedir. Uçan karbondioksit sebebiyle tehlike de arz eden bu yapıya bu konuda dikkat edilmelidir. Çünkü kapalı alanlarda karbondioksit solunumu çoğu zamanlarda ölümle sonuçlanabilmektedir. Hatta bu ölümler  ve kaynayan fışkıran su sebebiyle burası hades ( yer altı – ölüler tanrısı ) ‘ in deliği olarak da adlandırılmıştır .
Kentteki bir diğer yapı ise antik hamamdır. İlk çağ medeniyetlerinde genel olarak bir adet haline gelen bu hamamların genel özelliklerine bakıldığında şehrin giriş kısımlarında yer alırlar. O dönemlerde salgın hastalıklar sebebiyle kente girmek isteyenler bu hamamlarda yıkanır . Temiz bir şekilde kente girerlerdi.
Bu antik kent hazreti isanın havarilerinden aziz philippus martyriona da ev sahipliği yapmıştır. Bu nedenle onun adına bir kilise de bulunur. Bu kiliseye ulaşabilmek için şuanda yıkıntı halinde olan bir köprüden geçmek zorunda kalınır. Aziz philippusun mezarının burada olduğu düşünülse de çok kayda değer bir iz bulunamamıştır.
Denizlide günümüzde de bulunan termal tesisler ( sarayköy jeotermal tesisi ) o dönemde de varlığını sürdürmüş ve bu uygarlık sıcak su kaynaklarından faydalanmasını bilmiştir. Yapılan araştırmalarda bulunan sütunlu antik havuz , döneminde şifa kaynağı olarak kullanılmıştır  . Depremlerin etkisiyle sütunlar zarar görmüştür. Günümüzde ziyaretçilerin akın ettiği bir yer olarak varlığını devam ettirmektedir.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir